Peygamber efendimizin kadınlarla olan anlaşması

Kadınların, Peygamber efendimize (s.a.v) söz verdiklerini bildiren Mümtehine suresindeki ayet, Mekke şehrinin alındığı gün inmiştir. Peygamberimiz (s.a.v) erkeklerle de sözleşti ardından, kadınlarla sözleşmeye başladı. Kötü huylar, kadınlarda, erkeklerden daha çok olduğundan, kadınlarla sözleşirken, erkeklerden daha fazla şart, araya konuldu. Allahü tealanın emirlerini yapmış olmak için, bunlardan kaçınmak gerektiğini bildirildi. Peygamber efendimizin kadınlarla olan anlaşması aşağıdaki gibidir.


Peygamber efendimizin kadınlarla olan anlaşması 6 madde idi

Birinci şart: Allahu tealadan başka, hiç bir şeye ibadet etmemektir.

Bir kimse, gösteriş için ibadet eder veya Allahu teala için eder ama, başkasının görmesi de hoşuna giderse veya ibadetinde başkasından bir karşılık, mesela, bir (Aferin!) sözü beklerse, o kimse, şirkten kurtulmuş olmaz ve hâlis muvahhid olmaz. Peygamber efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: “Küçük şirkten korununuz!”. “Küçük şirk nedir?” diye sorulduğunda, “Riyâ” (başkasına göstermek için ibadet etmek) diye buyurdu.

İkinci şart: Hırsızlık etmemektir.

Hırsızlık, büyük günahlardan biridir. Çoğu kadın, bu günaha yakalanmıştır. Bu durumdan kurtulabilen kadın pek azdır. Bunun için, hırsızlıkdan kaçınmak, ikinci şart oldu. Kocalarının malını, kocalarının izni olmadan harç eden kadınlar hırsız oluyor. Bununla, büyük günaha girmiş oluyor. Bu hal, hemen bütün kadınlarda var gibidir. Hepsinde bu ihanet hasıl olmaktadır. Ancak, Allahu tealanın koruduğu az kimse bundan kurtulmakdadır. Kadınlar bu durumun helal olduğunu düşünmektedir.

Üçüncü şart: Zina etmemektir.

Bu şartın kadınlardan istenme sebebi bu günahın işlenmesi çoğunlukla onların rızası olmasına bağlı olduğu ve kendilerini gösterdikleri [erkeklerin kollarına atıldıkları] içindir. O halde, bu günahın ilk sebebi onlardır. Bu işte, onların rızaları mu’teberdir. Bunun için, bu amelden, kadınların daha kuvvetli men edilmeleri icap etti. Bundan dolayı, Allahu tealaya, Kuran-ı kerimde, bu günahta kadını erkekten evvel söyledi ve “Kadına ve erkeğe yüz sopa vurunuz!” buyurdu.

Dördüncü şart: Çocuğunu öldürmemektir.

O zaman, kadınlar, fakirlikten korkarak, kızlarını öldürürlerdi. Bu çirkin hareket, haksız yere cana kıymak olduğu gibi, evlat hakkını da tanımamaktır ve her ikisi de büyük günahtır. Çocuk aldırmak da böyledir. İbni Âbidîn, beşinci cilt, 276. sayfasında diyor ki, “Özürsüz, çocuk düşürmek, herhalinde haramdır. Annenin veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür varsa, uzuvları teşekkül etmeden düşürmek caiz olur.” Uzuvlar yüz yirmi gün sonra teşekkül eder denildi. Canlı çocuğu almak da, aldırmak da haramdır. Çocuk olmaması için önceden tedbir almak, mesela prezervatif kullanmak caizdir. Fakirlikten dolayı iyi bakamamak, besleyememe korkusu, çocuk düşürmek için özür olmaz.

Beşinci şart: Kimseyi lekelememek ve iftira etmemektir.

Bu günah, kadınlarda çok olduğundan onlara şart edildi. İftira büyük günahtır ve çok fenadır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde haramdır. İftirada bir müslümanı incitmek de vardır ki, bu da, ayrıca haramdır. Bunlardan başka, iftira atmak, bir toplumda fesatlık çıkartmaya ve ortalığı karıştırmaya sebep olur ki buda haramdır.

Altıncı şart: Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin her emrine itaat etmektir.

Bu şart, bütün farzları, sünnetleri yapmak ve bütün yasaklardan kaçınmak demektir ve islamın beş şartını bildirmektedir. Oruç tutmaktan zevk almalıdır. Kabeye gidip hac etmeyi büyük kazanç bilmelidir. Takvayı ve verayı elden bırakmamalıdır. (Vera:Hayırlı ve övgüye değer amellere sarılıp, geçici dünya hevesi peşinde koşmayı terk etmeyi gerektirir.) İçki içmemelidir. Sarhoş yapan her şey, şarap gibi haramdır. Musikiden de kaçınmalıdır ki, nefsin istediği faydasız bir iştir. Müslümanları gıybet etmek, yani kötülemek niyeti ile çekiştirmek, iki müslüman arasında söz taşımak haramdır. Bunlardan kaçınmak gerekir. Müslümanla alay etmek, kalbini kırmak da haram olup, sakınmak azımdır. Uğursuzluğa inanmamalı, te’sîr eder sanmamalıdır. (Rûh-ul-beyân) da, Tevbe sûresi, otuzyedinci âyetinin tefsîrinde diyor ki, (Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) teşrîf edince, günlerin mü’minlere uğursuz olmaları kalmadı) Bununla beraber, tehlikeli şeylerden, şüpheli yerlerden kaçınmak vâcibdir. Hastalığa yakalanmamak için tedbir almalıdır.] Kâhinlere, falcılara inanmamalıdır. Bilinmeyen şeyleri bunlara sormamalıdır. Bunları gaybleri bilir sanmamalıdır.

İlave Bilgi için Tıklayınız :
Dinimizde kadının önemi ve kadının çalışması
Erkeğin kadına karşı olan vazifeleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.