Evladın Anne baba üzerindeki hakları

Evladın Anne ve babası üzerindeki hakları Tenbihül Gafilin’de bildirildiği kadarıyla 3’tür. Fakat daha fazlası çeşitli kaynaklarda yazmaktadır. Bu 3 hak temek hak olarak gözükmektedir.
1- Doğunca ona güzel bir isim koymak.
2- Aklı ermeye başladığı zaman Kuran okumayı öğretmek.
3- Kendini bilince evlendirmek.

Hz. Ömer (r.a.)’den şöyle anlatılıyor: Ona biri geldi. Oğlundan şikâyet etti. Şöyle dedi: “Bu benim oğlumdur, bana karşı geliyor.”
Hz. Ömer (r.a.) o kişinin oğluna çıkıştı ve şöyle dedi:
“Babana karşı gelirken Allah’tan korkmuyor musun? Babanın
sende şu kadar hakkı vardır”

O çocuk şöyle dedi: “Ama çocuğun da babada hakkı var!
Buna karşılık Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi:
-Evet, çocuğun da babada hakkı var. Şöyle ki: Anasını seçip almalı; kötü, düşük bir kadın olmamalı ki, sonradan çocuğa bir ar gelmesin.
Sonra çocuğa güzel bir isim bulup koymalı ve ona Kur’an okumayı
belletmeli. Bunu dinleyen çocuk, yemin ederek şöyle dedi:
Vallahi, bu benim anamı seçmedi. Anam Sindli bir kadınmış: onu
dört yüz dirheme satın almış.Adımı da güzel bir isim koymamış. “Erkek Yarasa” demeye gelen bir
isim koymuştur. Allah’ın ayetlerinden bir ayet bile bana belletmedi. Bunları dinleyen Hz. Ömer, o babaya döndü ve şöyle dedi:Çocuğun sana karşı geldiğini söylüyorsun; ancak sen daha önce onun hakkını vermemişsin. Yanımdan çık git!…

Evlatlarımıza ilim edep ve kuran okumayı öğretmeliyiz.

FAKlH diyor ki:
Babam, bana Ebu Hafs liyeskendi’den bir hikaye anlattı. O, Semerkand alimlerindendi. Ona biri gelmiş ve şöyle anlatmış:
-“Oğlum beni dövdü ve canımı acıttı.”
-“Sübhanallah, nasıl olur da bir çocuk babasını döver?” deyince adam şöyle tekrarladı:
-“Evet, beni dövdü; hem de canımı acıttı.” Bundan sonra aralarında şu konuşma geçti:
-“Sen oğluna ilim ve edep öğrettin mi?”
-“Hayır”
-“Ona Kur’an okumayı öğrettin mi?”
-“Hayır…”
-“Peki, oğlun ne iş yapar?”
-“Çiftçilik yapar, ziraat işine gider
-“Peki seni neden dövdüğünü biliyor musun?”
-“Hayır..”


Bunun üzerine o babaya şöyle dedi.İhtimal ki şöyle oldu: O, sabah kalktı. Ziraat işine gidecekti. Merkebine bindi. Öküzleri önünde, köpekleri de arkada idi. Böyle gidiyordu. Kur’an okuyamadığı için kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu. O zaman, sen de ona sataştın. Sataşınca da seni inek sandı; sopayı bastı. Başını yarmadığı için Allah’a hamdet!.

Ne ekersek onu biçeriz.

Sabit Benani anlatıyor:
Anlatıldığına göre biri vardı babasını bir köşede dövüyordu.
Dediler ki
-Nedir Bu olanlar
Babası Şöyle dedi.
-Onu bırakın aynı yerde bende babamı dövmüştüm. Şimdi oğlum beni dövüyor. Babama haksızlık yaptım. Allah da beni bununla cezalandırıyor. Onu ayıplamayın.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse. Çocuğunda anne ve baba üzerinde hakları bulunmaktadır. Bu haklar yerine getirilmedikten sonra anlıyoruz ki hayırsız evladın suçu insanın kendinde araması gerekir. Ve şu dünyada en ağır beddualardan biri olan baba bedduasını almamak gerekir. Babamıza karşı davranışlarımız nasıl olursa evlatlarımızdan da o şekilde muamele görürüz. Hakimlerden bazısı şunu söylemiştir. Bir kimse babasına asi gelirse çocuğundan sevgi ve huzur yüzü göremez. Hayatta aradığını bulamaz. Ehli ile geçinemez. Evinin tadı bozulur. Hayattan lezzet alamaz. Bizlerde anne babalarımıza ve evlatlarımıza gereken hassasiyeti saygıyı gösterelim. Of bile dememeye gayret edelim.


Hadis-i şerifte buyruldu ki:
(Evladınıza ikram edin, ana-babanın sizde hakkı olduğu gibi, evladınızın da sizde hakkı vardır.) 

[Taberani]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.