Dinimizde Akıl ve Zeka

Akıl Nedir

Akıl anlayıcı bir kuvvettir. Zeka ise akıldan farklı bambaşka bir kavramdır. Allahü teâlânın hakkı batılı, iyiyi kötüyü, faydalıyı zararlıyı ayırt etmek için  yaratmıştır. Allahü teâlânın kendisinde ve ona has olan bilgilerde, hakkın bâtıl ile karıştırılması söz konusu olamayacağından, akıl yalnız başına bu tür bilgilerde senet olamaz. Varlıklara ait bilgilerde, hakkı ve batılı karıştırma durumu söz konusu olduğundan, bu bilgilerde aklın işe karışması doğrudur. Allahü teâlâya ait olan bilgilerde hakkı bâtıl ile karıştırmak mümkün olmadığından akıl, o bilgilerde yürüyemez. Yaratıcı olmak, her bakımdan bir olmak ister. Ayrılık olmadığı için, orada aklın işi yoktur. Çünkü akıl bir ölçü aletidir ve Allahü teâlâya ait bilgilerde, ölçeklemek (kıyaslamak) olamaz. Varlıklara ait bilgilerde, kıyâs söz konusudur. Akıl ve ilim adamlarının hepsi, bilinmeyeni, bilinene benzeterek anlamaya çalışmanın bozuk bir yol olduğunu, söz birliği ile bildirmektedir. Akıl bu konuda yalnızca, Allahü teâlânın varlığını ıspat etmekte, var olduğunu bilmekte iş görür.

Mütevati ve Müşekkik nedir ?

(Mütevâtî) ne demekdir? Mütevâtî kelime anlamı olarak birbirine benzeyen demektir. bir cins içinde bulunan bireylerin hepsinde bir miktarda bulunan sıfat demektir. İnsanlık ve hayvanlık sıfatları buna örnek olarak gösterilebilir. İnsanlık, en yüksek kademede bir  insan ile en aşağı kademede bir insanda müsâvîdir. Meselâ, bir müslüman ve bir kâfirin insanlığı eşittir. İnsanlık, müslümanda daha çok yada daha kuvvetli değildir. Bir müslümanın insanlığı ile bir kâfirin insanlığı arasında fark yoktur. Yine aynı şekilde Yavuz Sultan Selim gibi büyük bir pâdişâh ile, bir köy çobanının insanlığı aynıdır. Ya’nî, padişahtaki insanlık, çobandaki insanlıktan üstün değildir.

Müşekkik Nedir ?

(Müşekkik) — Bir cins içindeki bireylerin hepsinde eşit miktarda bulunmayan sıfatlardır. İlim buna örnektir. Mesela  ilim, âlimlerin bazısında çok, bazısında azdır. Büyük bir fen adamı da olan bir islâm âliminin ilmi, bir köy hocasındaki ilmden elbette daha çok olur.

Akıl Mütevati midir yoksa müşekkik mi?

Akıl, mütevati midir tıpkı yukarda verdiğimiz insanlık örneği gibi, yoksa ilim gibi müşekkik midir? Elbette müşekkiktir. Yani akılda ilim gibi her bireyde eşit miktarda olarak bulunmaz. O halde şunu söyleyebiliriz  en yüksek akıl ile en aşağı akıl arasında binlerce dereceler vardır.

Akıl kademelidir…

Akılın en üst ve en alt kademesine bakacak olursak Bunlardan en üst derecesi ‘Selim akıl’ ikincisi ise ‘Sakim akıldır.

Selim Akıl nedir ?

 Tam olarak Selim akıl, hiç yanılmaz ve  hata etmez, hata edecek şeyler düşünmez dolayısıyla pişman olacak hiçbir harekette bulunmaz. Sürekli doğru ve sonucu iyi olacak işlerde bulunarak doğru yolu bulur. İşleri hep doğrudur. Bu akıl sahibi Peygamberlerdir. Yine bu akla yakın, Eshab-ı kiramın, Tâbi’în ve Tebe-ı tâbi’înin, din imâmlarının akıllarıdır.. Bunların akılları, islam hükümlerine uygun akıllardır. Bu sebeple onların zamanında da islamiyet genişleme yayılma  göstermiştir.

Sakim akıl nedir ?

Sakîm akıllar, bahsettiğimiz Selim aklın  tam tersi olan akıllardır. Düşündükleri ve yaptıkları işlerde zarara uğrar hep sıkıntıya düşer ve pişmanlık hissederler. Bu bahsettiğimiz iki akıl arasında, çok ve çeşitli mertebeler bulunmaktadır. Şunu da belirtelim ki müslümanların sahip olduğu  dini akıl ve dünyevi akıla kafirlerde sahiptir. Kafirin dünyevi aklı dini aklından üstündür. Müminlerde ise tam tersi ahireti anlayan aklı dünya işlerini anlayan aklından üstündür . Fakat bu hal devamlıdır diye bir şey söylemek mümkün değildir.

Zeka Nedir Akılla Zeka aynı şey midir?

Aklı ve zekayı birbirine karıştırmamak gerekir. Zeka, neden ile sonuç  arasındaki bağlılıkları bulmak, benzeyiş ve ayrılışları anlamaktır. Düşünme aklı kullanma gerçekleri algılama kavrama yargılama sonuç çıkarma vb yeteneklerin tümüdür. Binevi çevremize uymamızı sağlayan bir kuvvettir. Mesela  tek hücreli canlılae çevrenin yalnız müdahale etmesi ile hâl değiştirerek, bu tepkiye uyar. Dahâ ileri canlılar olan eklem bacaklılarda, tepkilere iç güdülerde eklenir. Kemikli hayvanlarda, yine bu iki kuvvete ek olarak alışkanlık da eklenir. En yüksek hayvanlarda ve insanlarda ise, çevreye uymak için, yeni bir davranış ortaya çıkar ki, bu da zekâdır. Burdan şunu anlayabiliriz ki zekâ, düşünebilmek kuvvetidir. Fekat, düşüncelerin doğru olması için, akıl gereklidir.

Zeka ile akıl arasındaki bağlacı kuracak olursak şöyle özetleyebiliriz. Zeki adam büyük bir komutan olabilir. Aklını kullanarak yeni savaş vaziyetleri düşünerek  kıtaları fethedebilir. Fakat, aklı az ise başarıları malesef hüsranla sonuçlanır. Örnek verevek olursak Napolyonun zeka saçan askeri taktikleri ve akılsız hareketlerinin sonu olan felaketler ortadadır.

Dinimiz Aklın ve zekanın ilişkisi

Din işleri, akl üzerine kurulamaz. Çünki, akıl, bir kararda sabit kalmaz. Herkesin aklı birbirinede uymayabilir. İnsanların şekil ve ahlâkları başka başka olduğu gibi, akıl ve ilimleri de farklıdır. Birinin aklına uygun gelen birşey, başkasının aklına uygun gelmeyebilir. O halde din işlerinde, akıl, tam bir ölçü, doğru bir senet olamaz. Ancak, akıl ile islamiyet, birlikte tam ve doğru bir vesika ve ölçü olur. Bu sebeple “Dînini ve îmânını, insan düşüncelerinin sonuçlarına  bağlama ve akıl ile inceleyerek varılan sonuçlara uydurma” diye buyurmuşlardır. Evet, akıl doğru yolu gösterir. Fakat, selîm olan akıl gösterir, her akıl değil. Buda şu demek oluyor, selîm olmayan akılların, yanıldıkları için, bir doğruyu kabul etmeyip uygun bulmamaları, bir değer taşımaz. Selîm olan akıllar, ya’nî Peygamberlerin (a.s) akılları, din hükümlerinin hepsinin doğru olduklarını açıkça görür. İslâmiyyetin her hükmü, bu selim akıllar için, ortada ve apaçıktır. Senete kanıtlamaya gerek, lüzûm yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.